| Yazı Sistemi | Fikir Günlükleri Yazı Sistematiği |
|---|---|
| Yazarlık Yöntemi | Muharrik Yazarlık |
| Felsefi Fonksiyon | Muharrik-i Efkar |
| Tür | Deneme |
| Seri | Yazar Günlükleri |
| Multimedya |
🎧 Podcast: yok ▶️ Video: yok 🧠 Zihin Haritası: var 📄 PDF: yok |
| Ana Kavramlar | — |
| Üretim / Revizyon | 22 Aralık 2025 / - |
| Kısa Özet | — |
| Okuma Süresi | 5 dakika |
| Alıntı |
Alıntı: — |
Tüm gün bir yere bağlı olarak, bir masa başında veya bilgisayar karşısında veya sadece çok kısıtlı bir çevre içerisinde oturarak muharrik yazarlık yapılabilir mi? Ya da muharrik efkâr olunabilir mi? Mobil yazarlık, benim kendi geliştirmiş olduğum bir yazarlık felsefesi ve stratejisidir. Peki, bunu nasıl uyguluyorum? Elbette ki deneme yanılma yoluyla pek çok yöntem, metot ve strateji denedim. Fakat en nihayetinde, günün sonunda fark ettiğim şey, bilgisayar başında sabit kalarak veya sürekli odamda kalarak yazı yazamayacağımdı. Çünkü bu beni baskı altında tutuyor ve sanki ruhumu daraltıyor. Belki de bu şeyin benim hiperaktivite bozukluğumla da alakası olabilir. Bir şeye dikkatimi verebilmek için gerçekten gayret göstermem gerekiyor. Her ne kadar yıllar içerisinde bu problemi aşmış olduğumu düşünsem de yahut öyle zannederek hâlâ aşmaya çalışsam da, yazarlık yaparken fark ettiğim en temel problemlerden biri buydu. Bu yüzden “mobil yazarlık” diye bir kavram geliştirdim. Bu şartların bir getirisi olarak, herhangi bir ortamda ve herhangi bir koşulda da olsa yazabilecek bir mekanizmanın yanımda olmasını istedim. O yüzden ek bir telefon aldım. Dikte yoluyla yahut ses kaydı almak ve daha sonra bunları transkripsiyona dökmek yoluyla yazmak usulünü takip ediyorum. Ve fark ettiğim şey şu ki, odama geldiğimde yahut çalışma masamda bilgisayarımın karşısına geçtiğimde ise sadece yazılarımı düzenlemek ve son redaksiyonlarını yapmak istiyorum. Kendi üzerimde yapmış olduğum bu gözlemler ve eleştiriler neticesinde sorguladığım şey ise hep şu oldu: Bu benden kaynaklı bir şey mi? Yoksa evet, benden kaynaklı da olabilir fakat insanların da birçoğunun yaşadığı bir problem mi? Çünkü nihayetinde muharrik yazarlık felsefesi ve stratejisiyle diğer insanların da yazabilmesine yardımcı olmak istiyorum. Onlara yol göstermek, rehber olmak ve ilham olmak istiyorum.
O yüzden bu satırlarda yaşamış olduğum deneyimlerden, duygu ve düşüncelerden bahsediyorum. Blog açma fikrim bile anlık olarak gelen düşüncelerin kayıt altına alınmasından kaynaklanıyordu. Bunun kitap yazmak kadar maddi imkân ve zaman gerektirmediğini düşünüyordum. Ancak sonrasında fark ettiğim şey şu ki, blog yazarken dahi blogdan kitap türetme fikri üzerine gidiyorum ve yazılarımı sistematize etmeye yönelerek bir sistem kurmaya çalışıyorum. Yani yazılarımı sistematik bir şekilde aktarmaya ve yazmaya gayret ve özen gösteriyorum. Sanırım bu sistematikleşme çabası benim için bir gerçek ve bundan kaçamayacağım gibi görünüyor. Tabii ki düşünceleri sistematikleştirmek çok önemli bir şey. Fakat blogumu ilk açtığım zamanlarda bu konuyu ele alırken kitap yazmanın daha fazla maddi imkân ve zaman gerektirdiğini düşünüyordum. Her ne kadar daha öncesinde bir kitap yayımlamış olsam da bu, benim tarih bölümünden mezun olmam için yapmam gereken bir şeydi. Ve gerçekten şunu fark ediyorum ki, araştırma kitabı yazmak ile bir insanın kendi düşüncelerini sistematik bir şekilde yazıya dökebilmesi ve bunu kitaplaştırabilmesi gerçekten bambaşka şeyler. Bunu daha önce “Araştırma ve Fikir Yazarlığı Arasındaki Fark” isimli bir blog yazımda açıklamıştım. Bu yazıyı satırlara elbette ki ses kayıtlarının transkripsiyonu yoluyla dökeceğim. Fakat bu yazıyı oluştururken almış olduğum ses kayıtlarını pek çok defa durdurup düşünüp tekrar başlatmak, benim için oldukça kolay ve rahat bir şeymiş gibi geliyor. Çünkü bunu yaparken bir anda kalkıp bir yere gidebilirim, ortamımı değiştirebilirim, pencereden dışarıya bakabilirim veyahut otururken herhangi bir şey içebilirim. Bunlar bana özgürlük gibi geliyor ama masa başına oturduğumda ve bunu yapmaya kendimi zorladığımda gerçekten bir problem yaşıyorum. Burada aklıma hemen Antik Çağ ve Orta Çağ geliyor. Tabii ki tarihçi olduğumdan dolayı bunu hemen zihnime getirdiğimi düşünüyorum. Çünkü insanlar tarih boyunca yazılar yazdılar, kitaplar ürettiler, düşüncelerini kayıt altına aldılar. Ki felsefe içerisinde Aristoteles’in nasıl düşüncelerini aktardığını ve öğrencilerine nasıl ders verdiğini biliyorum; bunu yürüyerek yapıyordu. Ve İslam medeniyeti içerisinde de bu ekole “Meşşailik” akımı deniyor. Fark ediyorum ki, muharrik-i efkâr olmak yani düşünceleri harekete geçirmek için insanın kendisinin de bir şekilde muharrik olması gerekiyor. Bize sanki daha öncesinde insanların tamamı hep böyle yapıyormuş gibi bütün kitaplar ve bütün metinler masa başında yazılıyor gibi anlatıldı. Sanki saatlerce bir ofis çalışanının yapmış olduğu işmiş gibi geliyor yazı yazmak ve kitap oluşturmak. Gerçekten acaba böyle mi yazıldı tüm metinler veyahut kitaplar?
Bu insanlar hiç mi doğaya çıkıp yürüyüş yapmadı? Akıllarına gelen bir fikri hemen kısa bir şekilde o dönemde parşömenlere veya kâğıtlara not edip daha sonra oturup düzenleme ve tasnif aşamasında masa başına oturmadı mı? Yoksa sadece tüm bu işler masa başında mı yapıldı? Gerçekten bunu bir düşünmek gerekiyor. Çünkü insanların çoğu, yazarların veya kitap yazanların böyle yaptığını zannediyor gibi geliyor bana. Bilmiyorum, belki de bu sadece benim kendi düşüncemdir. Şu an izlemiş olduğum yöntemler de tabii ki çağın bir getirisidir. Kayıt cihazlarıyla veya telefonla düşüncelerimi ses yolu ile kayıt altına alarak, daha sonra bunların transkripsiyonunu yapmak ve düzenleme aşamasında oturup masa başında son hâllerini düzenleyerek ve daha sonra yayınlamak belki de çağımızın bir gereği olarak öne çıkıyor. Fakat bilmenizi istiyorum ki, yazmak masa başına oturup saatlerce yazmaya ve böylesine bir hareketsizliğe sıkıştırılamayacak kadar ciddi bir şey. Çünkü bir araştırma yazısı yazmıyorsunuz. Elinizde buna yönelik bilgi fişleri yok. Bir tarihçinin yapmış olduğu gibi, okumuş olduğu kaynaklardan çıkarmış olduğu fişlere ve o fişlere bakıp masa başında “Hadi başlayalım, yorum yapmaya.” diyerek kitap yazmıyorsunuz. Yazarlık bu şekilde ilerlemiyor. Ben bunu yapamıyorum. Eğer araştırmayla ilgili bir yazı yazacak olsaydım, bunu masa başında fişlerimi oluşturduktan sonra çok rahat bir şekilde yapabilirdim. Ancak iş düşünceye gelince, yani muharrik-i efkâr olmaya gelince böyle olmuyor. O yüzden mobil yazarlık, blogdan kitap türetme gibi kavramlar üzerine yoğunlaşmaya çalışıyorum. Kendi deneme-yanılma yollarım üzerinden belirli bir yöntem ve strateji oluşturarak belli bir ekol ya da usul oluşturmaya çalışıyorum. Ve bunları açık bir şekilde insanlara da anlatarak onların da öğrenebilmesini ve günün sonunda güzel şeyler yazabilmesini ve öğretebilmesini istiyorum. Unutmayalım, bilgi paylaşıldıkça çoğalır. Fikirler, günün sonunda medeniyete ve insanlığa önemli katkılar yapabilecekse diğer zihinler tarafından da incelenmeye ve geliştirilmeye açık olmalıdır.
Araştırmacı-Yazar
Mehmet Hüseyin Arslan

