Muharrik Yazarlık

Mehmet Hüseyin Arslan
0

 


Yazı Sistemi  Kristalizasyon Yazı Sistematiği
Yazarlık Yöntemi  Kavramsallaştırma Yazarlığı
Felsefi Fonksiyon  Açık Kaynaklı Felsefi Framework Mimarisi
Kavram Türü Praksis Kavramı
Tür  Deneme
Seri  Kavram Günlükleri
Multimedya 🎧 Podcast:  yok
▶️ Video:  yok 
🧠 Zihin Haritası:  var
📄 PDF:  yok
Ana Kavramlar
Üretim / Revizyon  22 Aralık 2025 / - 
Kısa Özet
Okuma Süresi  6 dakika 
Alıntı
Alıntı: —

Kavram günlüklerinde yer alan kavramlar, tamamlanmış düşünce kavramları değil; ileride kitaplar ve şayet gerekiyor ise külliyatlar hâlinde açımlanacak olan kurucu düşünce çekirdekleridir. Tanımlar kapatıcı ve açıklayıcı olmaktan ziyade, işlevsel ve konumlandırıcı olmaya çalışmaktadır. Kavramlar, yukarıdan aşağı bir sistemin ürünü değil, aşağıdan yukarı doğru kurulan bir düşünce mimarisinin parçalarıdır.


Neden böyle bir kavrama ihtiyaç duydum? Çok uzun bir süre araştırmacı kimliğim ve düşünür kimliğim arasında gerilim dolu bir çatışmanın ortasında kaldım. Araştırmacı kimliğim yoğun bir şekilde metodolojik ve bilimsel disipline sıkı sıkıya bağlı kalarak metinler oluşturma noktasında beni teşvik ediyor olsa da bir düşünür olarak düşünebildiğim her düşünceyi yazar olarak satırlara dökmek istiyordum. Araştırmacı kimliğim ile düşünür kimliğim arasındaki gerilimin başlangıcı da işte tam olarak bu noktada başlıyordu. Düşündüğüm şeyleri satırlara dökerken araştırmacı kimliğimin yöntemsel ve metodolojik ilkelere sadık kalarak her söylevin ve argümanın kaynağının gösterilmesi istenci, bir yerden sonra düşünceyi adeta akademik zincirlere hapsederek onu dondurmak olarak kendi zihinsel dünyamın uhdesinde tezahür ediyor ve düşüncelerimi adeta travmaya uğratıyordu. Her ne kadar metnin anlamı donuklaştırdığı ve dilin sınırlarının düşünceyi yeterince ifade edemeyeceğini göz önünde bulundursam da zihnimde beliren düşüncelerin kendi zihnimin potansiyel alanından aktüel alana yani praksis alanına geçerek dünyaya zuhur edebilmesi ve düşüncelerimin adeta canlanabilmesi için bu düşüncenin yani fikrin ruhunun metinlerde ve kitaplarda beden bularak gerçeklikte enkarne olduğunu ve pratik alanda kendisini inkişaf ettirdiğini düşünüyorum. Bu benim için fikirle var olmak denilen varoluşsal bir pozisyon ve canlılık refleksi anlamına gelmektedir. Ancak dilin problemleri ve sınırlılıkları ve metnin anlamı dondurması gibi konularda her ne kadar sokratik görüşe yakın olsam da sakat dahi olsa yavrusunu terk etmeyen ve onu beslemeye devam eden bir annenin iç güdüleri gibi düşüncelerimi kendi zihnimin potansiyel alanından aktüel alana doğurabilmek ve praksis alanında onlara canlılık hüviyeti kazandırabilmek için metinler ve kitapların kusurlu da olsa temel bir araç olduğunu düşünüyorum. Bu bağlamda araştırmacı kimliğim ve düşünür kimliğim arasındaki gerilim dolu çatışmayı aşabilmek ve iki uç arasında düşünceyi gerçekten hareket ettirebilen metinler yazmak istediğim için kendi düşünür kimliğimin aracı olan yazarlık ve yazı pratiğimden yola çıkarak muharrik-i efkar kavramını ve bu kavramın praksis alanındaki pratiklerinden biri olan  muharrik yazarlık yöntemini geliştirdim. Kendi yazarlık ve yazı pratiğimden yola çıkarak geliştirmeye çalıştığım muharrik-i efkar kavramını  ileride ''fikir günlükleri'' yazı sistematiğim içerisinde ayrı bir başlık adı altında kristalize ederek bir düşünce çekirdeği olarak açıklamaya çalışacağım. Yazarlık pratiklerim içerisinde yer alan muharrik yazarlık yöntemi, burada düşünceyi yeniden ifaden eden bir unsur olmaktan ziyade düşünceyi akütel olarak üreten bir praksis yöntemi olarak konumlandırılmıştır. Dolayısıyla Muharrik yazarlık yöntemi  muharrik-i efkar kavramının yazarlık pratiğine uyarlanmış bir işlevi olarak burada konumlandırılmaktadır. Bu bakımdan muharrik-i efkar kavramı, yazarlık pratiği açısından araçsallaştırılmış hali olan muharrik yazarlık yöntemi ile edebiyat ve felsefe dünyasında yer edinmektedir. Benim derdimin bir hakikat inşa etme değil düşünceyi devindirmek ve yerinden oynatmak olduğunu da ayrıca ifade etmek istiyorum. Muharrik yazarlık düşünceyi rahatsız eden, okurun zihinsel konforunu bozan, yerleşik kanaatleri hedef alan normatif ve mutlak anlamda bir sonuç değil hareket üreten bir yazı biçimi ve muharrik-i efkar kavramının yazarlık pratiğindeki iz düşümüdür. Muharrik yazarlık her ne kadar normatif ve mutlak anlamda bir sonuç üretmemeye çalışsa da yüklemlenebilir ilkesel çerçeve denilen ve belki de yarı normatif olabilecek ve henüz geliştirme aşamasında olunan bir yöntem ile dogmatik olmayan kısıtlı sonuçlar ya da çözümler önerebilmeyi ayrıca amaçlamaktadır. Bu yazarlık stilinin ve bu stille üretilen metinlerin amacı akademik bir ispat değildir. Objektiflik iddiası taşımaktan ve dengeli bir tartışma yapmaktan ziyade okuru ikna etmeye de çalışmaz. Muharrik-i efkar, hakikat arayışı yolunda bireyin zihinsel atalete karşı mücadelesinin aracı olarak konumlandırılmakta ve bunun yazarlık pratiğindeki yolu muharrik yazarlıktan geçmektedir. Bu yazarlık yöntemi rastgele bir öfke yazısından, iç dökmeden, polemik bağımlılığından ibaret değildir; bilinçli bir yazı stratejisidir. Her sert metin muharrik değildir fakat her muharrik metin bilinçli olarak serttir. Bu yazılar okurun en rahat olduğu noktayı hedef alarak onları konfor alanından çıkmaya ve düşünmeye zorlar. Yazılar bireylerle değil zihinsel reflekslerle, statü alışkanlıklarıyla, sınıfsal mücadeleyle ve epistemolojik tembellikle ve olgusallıklar ile uğraşır. Bu yazılar içerisine akademik kaynak koymamak bilinçli bir tercihtir. Yazıları açık uçlu bırakmak ve okuru düşünmeye zorlamak burada amaç ve yöntemdir. Muharrik yazarlıkla üretilen metinler mutlak ve normatif sonuç üretmez soru üretir. Okurda "şu konu şöyledir" hissiyatı uyandırmak yerine "emin misin?" sorusunu gündeme getirmeyi amaçlar. Dolayısıyla okuru rahatlatmaz; metnin sonunda okur tatmin olmaz, rahatsız kalır ve içinden itiraz etmeye devam eder. Bu bir başarısızlık değil, tam aksine muharrik yazarlık ve muharrik-i efkar düşünce üretim ağı açısından önemli bir başarı ölçütüdür. Dolayısıyla bu metinlerle akademik yazılar arasındaki fark şu şekilde işlemektedir: Akademik yazılar konuyu bütünsel ya da parçasal açıdan açıklığa kavuştururken muharrik yazılar konuyu bulanıklaştırır. Akademik yazılar sonuç isterken ve üretirken muharrik yazılar süreç başlatır. Akademik yazılar sorumluluğu yazarda bırakırken muharrik yazılar sorumluluğu okura yükleyerek onları düşünmeye sevk eder.


Bu yöntemi kullanmamın amacı öncesinde de belirttiğim gibi araştırmacı kimliğim ve düşünür kimliğim arasındaki gerilimi aşabilmek ve düşünceyi akademik zincirlere vurarak onu boğmamaktır. Deneme yanılma yöntemleri ile ilerlediğim düşünür kimliğimin araçsallaştırıldığı yazarlık sürecim boyunca şunun farkına vardım ki metinlerimin felsefi işlevi/fonksiyonu zaten ifade ettiğim bu temel tez üzerine yoğunlaşmaya çalışıyor ve bunu olabildiğince metin içerisinde ortaya çıkarmayı kendisine amaç edinerek insanları düşündürmeye sevk etmeye çalışıyordu. Bir süre bu yöntemi kavramsallaştırmadan yazmaya devam ettim ve sonunda bu yöntemi kavramsallaştırarak bir araç olarak insanlığın hizmetine sunmaya karar verdim. Muharrik yazarlık ile bilgi tekellerine, entelektüel hiyerarşilere, "bunu ancak biz konuşuruz" diyenlere düşüncenin sterilize edilmesine karşı bilinçli bir yazarlık tercihi takınarak insanları soru sormaya ve düşünmeye sevk etmeye çalışıyorum. Dolayısıyla muharrik yazarlık düşünceyi korumaz, onu bizatihi sokağa ve toplulukların önüne atarak kitlelerin düşünebilmesini sağlar. Belki de bu yöntemle birlikte kitleler üzerindeki manipülasyonların ve bilgi hiyerarşilerinden türetilen iktidar odaklarının komplo ve manipülasyonları boşa çıkartılarak insanların akıllarının özgürleştirilmesinde bir araç elde etmiş olabiliriz. Bu durumun yani kendi yöntemim ve düşünce sistematiğim ile insanlara öğretmek istediğim şeylerin de bir tür manipülasyon olup olmadıklarını soracak olanlara ise şunu diyorum: muharrik yazarlık ile yazılan metinler kendi kendisini de şüpheye açık bırakmaktadır ve okurun bu metinleri de sorgulaması beklenmektedir. Çünkü bu metinlerin ana işlevi muharrik-i efkar kavramının felsefi işlevini yerine getirmektir. Dolayısıyla muharrik yazarlık ile yazılmış olan metinler okurları ikna etmeye değil huzursuz etmeye çalışır. Sonuç vermek yerine bir süreç başlatarak zihni devindirir. Dolayısıyla literatürle değil yerleşik sezgilerle kavga eder; "bunu böyle düşünmek zorunda değilsin" dedirtir. Bu açıdan baktığımızda akademik referans eksikliği bilinçli bir tercihtir. Karşı argümanlarla uzun uzun tartışmamak bilinçli bir pozisyondur. Genelleştirme ise bilinçli bir provokasyondur. Bu işlevler sabit ve dogmatik olmamakla beraber ihtiyaca göre değişebilir ve uyarlanabilir olmalıdır. Kısaca bu stil ile yazılan metinler pratik olarak muharrik-i efkar kavramına uygun olmalıdır. Bu çok önemli bir eşiktir. Çünkü Sokratik yönteme benzerlikleri ile anolojik bir bakış açısı ile değerlendirilebilecek bu yazarlık yöntemi kişinin zihnini devindirdiği gibi  sokratik yöntemden farklı olarak sonucu okurun bizatihi kendisine bırakır. Dolayısıyla metinler okura "gel beraber düşünelim" demekten ziyade "burada bir problem var ve bunu görmezden gelemezsin" diyerek insanların yerleşik algılarını ve konforlarını rahatsız ederek onları düşünmeye sevk eder. Edebiyatın deneme türü ile kaleme alınan bu metinler doğası gereği dogmatik olmaktan uzak, elastik ve açık uçlu bir yapıda olmak zorundadır. Çünkü burada amaç okuru düşünmeye sevk etmek ve dogmatik bir bilgiden ziyade insanları bir hakikat arayışına sevk ederek muharrik-i efkar kavramının işlevini yerine getirmesine yardımcı olmaktır. Bu yöntem ve yazarlık stili anlaşılmadan yazılarımın muhtevası tam mahiyetiyle anlaşılmamış olur. Bu yazılar sizi ikna etmeyecek, rahatsız edecek; eğer bu rahatsızlıkla kalmaya niyetiniz yoksa bu metinler size göre değil.


Bu yöntem ile yazılan metinleri okuyan okurlar günün birinde doğa bilimlerinden, sosyal bilimlere ve oradan da beşeri bilimlere kadar olan disiplinler içerisinden herhangi bir alana okumuş olduğu metin içerisindeki bir problemden yola çıkarak ve düşünerek meylederse ve kendi yaşamını bu amaç doğrultusunda o alanda ilerlemeye yönelik olarak kurarsa, yöntemimiz misyonunu tamamlamış ve muharrik-i efkar kavramı amacına ulaşmış olacaktır. Herhangi birinin buradan ister karşıt bir şekilde, isterse de mutabık bir şekilde yola çıkarak bir bilim insanı, edebiyatçı, yazar, sosyolog olması ve dahi sanat ve felsefe ile uğraşmasına müsebbip olmak benim açımdan  felsefi amacıma kavuşmuş olmak anlamına geleceği için mutluluk verici bir haz ve yaşam amacımın gerçekleştirilmesi olacaktır. 

Yöntemsel not: Bu günlükte anlatılan kavram, aşağıdan yukarıya doğru kurulan bir düşünce mimarisinin parçasıdır. Dolayısıyla buradaki kavram tanımı, nihai bir hüküm olarak görülmemeli; düşünce sistematiği içerisinde bir konumlandırma ve işlev belirlemesi olarak algılanmalıdır.

 Araştırmacı-Yazar 

Mehmet Hüseyin Arslan



Yorum Gönder

0 Yorumlar

Yorum Gönder (0)
3/related/default