| Yazı Sistemi | Kristalizasyon Yazı Sistematiği |
|---|---|
| Yazarlık Yöntemi | Kavramsallaştırma Yazarlığı |
| Felsefi Fonksiyon | Açık Kaynaklı Felsefi Framework Mimarisi |
| Kavram Türü | Praksis Kavramı |
| Tür | Deneme |
| Seri | Kavram Günlükleri |
| Multimedya |
🎧 Podcast: yok ▶️ Video: yok 🧠 Zihin Haritası: var 📄 PDF: yok |
| Ana Kavramlar | — |
| Üretim / Revizyon | 21 Aralık 2025 / - |
| Kısa Özet | — |
| Okuma Süresi | 4 dakika |
| Alıntı |
Alıntı: — |
Uzun bir süredir kendi düşünce sistematiğim içerisinde uzun uzadıya düşündüğüm ve üzerine muharrik-i efkar yaptığım kavramları tanımlayabileceğim bir alana ihtiyaç duyuyordum. Kapsamlı tahayyül ve sorgulamaların ışığında yıllarca süren araştırmaların ve okumaların sonunda ortaya çıkan özgün fikirlerimi ve terimlerimi kendi ruhuma münhasır bir düşünce diliyle ifade etme gereğini uzun bir süredir hissediyordum. Uzun bir zaman boyunca bu kavramları ortaya koymaya çalışırken bir dönem için kavramsallaştırma makaleleri şeklinde mi yoksa direkt olarak kuramsal makaleler şeklinde mi ilerlemeliyim diye düşündüm. Hatta bu amaç doğrultusunda yakın bir zamanda bağımsız bilim ve felsefe topluluğu adını verdiğim bir topluluk da kurmuştum. Kurmuş olduğum bu topluluk zenodo.org tarafından desteklenen açık bilim ve açık erişim ilkeleriyle hareket eden ve CERN altyapısıyla desteklenen bir kuruluş tarafından araştırmacılara sunulan bir imkandan faydalanıyordu. Önemli bir zaman dilimi boyunca araştırmacı kimliğim ve düşünür kimliğim arasında bir çatışma içerisinde kalmıştım. Düşünceyi akademik jargona sıkıştırmanın ve indirgemenin özgün fikirleri ve terimleri olan bir düşünür için kısıtlayıcı ve engelleyici olacağına kanaat getirdim. Böyle düşünmemin sebeplerinden bir tanesi ise düşüncelerimin ve kavramlarımın bu ilk hallerini birer fikir tohumu gibi görüyor olmamdır. Onları çok erken bir zaman dilimi içerisinden başlayarak akademik kalıplara sokmanın düşüncemin canlılığını öldürebileceğini fark ettiğim için bu tehlikeyi önceden bertaraf etmek istedim. Bu nedenle kavram günlüklerini bir kavram sözlüğü formatında ama felsefi bir derinliği korumaya çalışarak kısa ve öz biçimde inşa etmeye karar verdim. Aslında kavram günlükleri ile yapmak istediğim şey salt bir felsefe yani bir kuramı açıklamaktan yahut bir filozofun görüşünü tartışmaktan ziyade bizzat felsefe yapabilmek ve özgün kavramlar geliştirebilmek. Felsefeyi akademik bir zincire vurduğumuz zaman onu özgür doğasından uzaklaştırmaya başlıyoruz. Aynı zamanda felsefe camiasında da sıklıkla gördüğümüz üzere insanlar çoğu zaman kendi düşüncelerini ifade etmek yerine "şu kavram burada geçiyor, şu fikir şu filozofun ilgili metninde var" gibi referanslarla konuşuyorlar. Elbette ki bir tarihçi olarak felsefe tarihinin önemini gayet iyi bir şekilde biliyorum fakat bu bilginin düşüncenin önüne geçmesi yoluyla yaratıcı felsefe üretiminin öldürülmesi tehlikesini ortaya koyduğu için ciddi bir problem yaratıyor. Dolayısıyla ben felsefeye bakışımı kendi düşünce sistematiğim içerisinde ikiye ayırıyorum: tarihsel felsefe ve yöntemsel felsefe. Tarihsel felsefe dediğim şey filozofların düşüncelerini metinlerini ve dönemlerini inceleyen akademik nitelikte bir uğraştır ve akademideki felsefe bölümlerinin çoğunun genellikle yapmış olduğu şey de budur. Burada metin çözümlemelerinden tarihsel bağlamlara ve kaynak kullanımına gibi disiplinli yöntemler devreye girer ve akademik bir disiplin olarak felsefe burada tarihsel olarak incelenmeye çalışılır. Yöntemsel felsefe dediğim şey ise doğrudan felsefe yapma eylemidir. Akıl yürütmenin bizatihi kendisidir. Düşünceyi ana kaynağında yani insanın kendi zihinsel devinimde filizlemektir. Benim için kavram günlükleri işte bu yöntemsel felsefenin bir ürünü olarak inkişaf etmiştir. Bu günlüklerde kavramlar üzerinde düşünmeyi, düşünceyi üretmeyi ve bu kavramlarla kendi anlam alanlarımı düşünce tarihine kazandırmayı hedefliyorum. Burada yazacağım her bir metin ortaya atacağım her bir kavram akademik bir iddia taşımaktan ziyade zihinsel bir süreç ve bir tür düşünce pratiği olarak görülmelidir. Zira öncesinde dediğim gibi felsefe akademiye indirgenemeyecek kadar çok yönlü bir zihinsel yetidir. Gelecekte ise bu kavramları kendi düşünce sistematiğim içerisinde genişletip derinleştirdikçe elbette ki bunların kitaplaşması ve imkanı varsa akademik bir biçime dönüşmesi yahut akademik literatüre kazandırılması için elimden geleni yapmaya çalışacağım. Fakat şu an itibariyle kavram günlükleriyle yapmaya çalıştığım şey felsefeyi özgür haliyle yaşamak yani düşüncenin kendisini doğrudan deneyimlemek fikrinden ileri gelmektedir.
Kavram
günlüklerini bu yüzden oluşturmaya karar verdim. Felsefenin canlı kalabilmesi
için düşünceyi kendi doğallığıyla yakalayabilmesi gerektiğine inanıyorum. Kavram
günlükleri ise benim için bu akışın bir kaydı olacak ve düşünce
sistematiğimin zihin haritaları ve yol göstericileri olacaktır. Uzun yıllar
boyunca bir araştırmacı olmak için eğitim alıyorum ve hala alanında yetkin
kişiler tarafından ve akademisyenler tarafından eğitilen bir öğrenciyim. Ve
ayrıca bir tarihçi olarak özgün bir şekilde düşünmenin ve yazmanın ne kadar ilk
başta bana zor geldiğini anlatmam gerçekten zor bir durum çünkü bir tarihçi
olarak konuştuğumuz yahut yazdığımız herhangi bir şeye hemen bir kaynak
göstermek üzere yıllarca eğitildik. Bu durum her ne kadar ilk
başta güzel bir şeymiş gibi gözükse de insan kendi düşünce sistematiği
içerisinde özgün bir şekilde düşündüğünde ve ortaya bambaşka bir şey koyduğunda ve bu araştırmacı kimliği ile düşüncelerini yazmaya kalkıştığında gerçekten çok
büyük bir zorluk yaşıyor. Şöyle ki
konuştuğu ve yazdığı her şeye bir kaynak göstermek için yıllarca eğitilmiş bir
kişi özgün bir şey ortaya koyduğunda bunu düz bir şekilde deneme formatında
veyahut edebi bir dille yazmaya kalkışırken dahi "acaba akademik bir metin
şeklinde bunu yazmalı mıyım" diye bir ikileme düşüyor. Ve gerçekten özgün
bir şey düşündüğünüzde yahut herhangi bir kavramı yeniden kendi düşünce
sistematiğiniz içerisinde tanımlamaya kalkıştığınızda sırf bu düşüncenizi
akademik bir dille yazabilmek için metin süslemesi denilen bir olay
içerisinde kendinizi buluyorsunuz. Metin süslemesi denilen şey kendi düşünce
sistematiğiniz içerisinde ortaya çıkan bir kavramı yazarken metninizi
olabildiğince akademik bir biçime sokabilmek için olabildiğince analoji yapmak
yoluyla benzer şeylere atıfta bulunmak yahut tamamen ilgisiz bir yerden konuya
başlayarak metninizi çeşitli referanslarla süslemek anlamına geliyor. Tabii ki
bu çok fazla şey düşünen biri için bir yerden sonra bir eziyet haline de
geliyor.
Şöyle ki
örneğin on beş yahut yirmi kavram oluşturduğunuzu düşünelim. Bunları sırasıyla
akademik bir şekilde kavramsallaştırmak için çok ciddi okumalar yapabilmeniz ve
önemli bir zaman ayırmanız gerekiyor. Böylelikle düşünme pratiğiniz önemli
ölçüde canlılığını yitirmeye başlayacak ve henüz yolun başındayken düşünmüş
olduğunuz kavramları akademik bir şekilde yazıya alabilmek için harcayacağınız
zaman ise oldukça geniş bir tarih aralığına yayılabilme riski ile karşı
karşıya kalacaktır. Dolayısıyla tüm bu durumlardan kaçınabilmek için önce özgürce
düşünebilme ve sonra gerekiyorsa bu düşünceleri akademik literatüre
kazandırabilmek için kavramsallaştırma makaleleri yazılabilir diye düşünüyorum. Ancak bir
düşünür özgürce felsefe yapabilmek için ve gerektiği takdirde kavramları kendi
düşünce sistematiği içerisinde yeniden tanımlayabilmek için kavram
günlükleri yöntemini kullanmalıdır diye düşünüyorum. Tabii ki bunu tam
manasıyla gerçekleştirebilmek oldukça zor bir eylem çünkü düşüncenin nesneler
dünyasında bilim ile çakışabilme ve hatta zıtlaşabilme imkanı vardır. O yüzden
düşünürken olabildiğince bilimsel gerçekliklere ters düşmemek gerekiyor. Söz
gelimi antik çağ filozoflarının kozmolojiden kozmogoniye kadar evrenin tamamı
üzerinde bütüncül bir şekilde düşündüğünü göz önüne alacak olursak doğrudan
bilimin alanını ilgilendiren bu konularda kesin yargılar bildirerek nesnel
hakikatlerle çelişmek durumundan özellikle kaçınılması gerekiyor. Ben kavram
günlüklerini bu sınırlar içerisinde kullanacağım ve olabildiğince bu
sınırların dışına çıkmamaya çalışacağım. Umuyorum ki yapmak istediğim şeyi
güzel bir şekilde anlatabilmişimdir.

