| Yazı Sistemi | Ara Metinler Yazı Sistematiği |
|---|---|
| Yazarlık Yöntemi | Oluş Yazarlığı |
| Felsefi Fonksiyon | Oluş Hali |
| Tür | Köşe Yazısı |
| Seri | Köşe Yazıları |
| Multimedya |
🎧 Podcast: yok ▶️ Video: yok 🧠 Zihin Haritası: var 📄 PDF: yok |
| Üretim / Revizyon | 21 Ocak 2026 / - |
| Alıntı |
Alıntı: — |
Hakikatin kendisi bir “eyşan” ve bizler bir “yanılsamaya” “hakikat” diyoruz. Hakikat yolcusu da bu yolda her defasında, “gerçeğin büyük çölünde” “serap” gören ve “hakikati” bulduğunu zannederken her defasında aldatılan bir “berduş.” Ama olsun; biz “melankolikler” bu sürecin kendisi olan “hakikati” seviyoruz. Biz “sürecin kendisine” aşığız. Belki de bu yüzdendir, her defasında kendimizi bir “yalana” inandırıp aldatanlara, “sahte aşklara” ve “yanılsamalara” tutulmamız. Çünkü “hakikatin bir yanılsamasının” “izlerini” taşıyordular sanki, her defasında.
“Hayalden, hayale” koşan insanlık, bir gün “hayalin kendisi” olur. Hiç çıkılmaması gereken bir yol, bir gün “hikâyenin başladığı yer” olur. Ve hiç bitmemesi gereken bir yol, bir gün “başlangıcın ve sonun ifadesi” olur. Bir “berduş” bu yolda kaybolur; diğer “berduşlerin” takip edebilmesi için. “Takibin kendisi” “aramak” olur. Her yerde ve hiçbir yerde olmayan berduş, “gidilecek olan yolun kendisi” olur artık.
“Sonlu olanın içindeki sonsuzluk” bir gün sona erer; bir “başka sonlu olanın içerisinde” yeniden “inkişaf” ve “tezahür” edebilmek için. “Sonsuz olan”, var olabilmek için, “sonlu olana” mahkûm olur. İşte budur dost, “yolun kendisi” ve “hakikatin illüzyonu.” İşte budur, bir “berduşun hikâyesi.”
Araştırmacı-Yazar
Mehmet Hüseyin Arslan

