Bizdik Uzaklarda Cenneti Arayan

Mehmet Hüseyin Arslan
0
Yazı Sistemi  Ara Metinler Yazı Sistematiği
Yazarlık Yöntemi  Oluş Yazarlığı
Felsefi Fonksiyon Oluş Hali
Tür  Köşe Yazısı
Seri Köşe Yazıları
Multimedya 🎧 Podcast: yok
▶️ Video:  yok 
🧠 Zihin Haritası: var
📄 PDF: yok
Üretim / Revizyon 23 Ocak 2026 / -
Alıntı
Alıntı: —


Bizdik uzaklarda “cenneti” arayan, bizdik “ideal olanı” gölgeler dünyasına indirmeye çalışan. Kimimiz bu “gölgeler dünyasından” kaçmaya çalıştı. Hayatın amacının bu olduğunu söyledi ve buna “tekamül” dedi. Bunun aksini söyleyenleri ise “ütopyacılık” ile suçladık. Söyleyin dostlarım, sizce gerçekten nedir hayatın amacı? Eğer yoksa bir amaç, yüzleşmeli mi o halde “nihilizmin karanlığıyla” ve sonra insan kendi türünün kaderine karar mı vermeli? Ne yapmalı biz ki “acizlerin acizi”, yapayalnız ve zavallı insanlar… Doğanın bize biçtiği rolü bir türlü anlayamayan, onu hem seven hem nefret eden, hem ona bağlı olmak isteyen ve aynı zamanda onu aşmak da isteyen türün üyeleri; düşünün ve sorgulayın. Düşüncenin derinliklerine dalmaktan korkuyor musun? Yoksa gölgeler diyarından “idealler alemine” kaçmak mıdır tekamül dediğimiz şey ve bu mudur hayatın amacı? Yoksa gölgenin içerisine “aydınlığı” ve “ideayı” indirerek bir “cennet” yaratmak mıdır tekamül? Peki tüm bunlar bizim zavallılıklarımızın “sanrıları” ise ne yapacağız o halde? İçimizdeki “iyiliği” ve “güzelliği” öldürerek karanlığa mı gömüleceğiz? Ya da “aydınlığın” ve “güzelliğin” tüm her yeri kuşatmasını mı arzu edeceğiz? Nedir insan dediğiniz şey? On binlerce yıldır üzerine düşünüp durduğumuz bu şey nedir? Hadi cevap ver bize, büyük filozof “Platon”. Peki ya sen ne diyorsun bu işe, ey “Friedrich Nietzsche”


Her bir çağda “hakikati” arayan onlarca filozof… Her biri kendi bakış açısından ve penceresinden görüyor hakikati. Tek bir insanın idrakine ve penceresine sığacak kadar küçük müdür hakikat dediğimiz şey? Peki, düşünelim o halde; hadi biz ki acizlerin acizi, “doğanın yetim çocukları”. “Felsefenin” karanlık ve derin kuyularında yitip gitti binlerce akıl. Pek azı ise oradan canlı çıkabildi. Biz değil miydik milyonlarca yıldır her halükarda “hayatta kalmayı” seçen ve içimizdeki “yaşama arzusuna” teslim olan canlılar? Biz değil miydik doğayı “iyileştirmek” isterken onu daha da “hasta” hale getiren? Söyleyin ne oldu bilge insan “homo sapiens”e; hakikati kendi penceresine sığdırmak isteyen o küçük insanlara… Kimi “sezgi” dedi, kimi “rasyonalite”, kimi ise “deney”. Fakat günün sonunda her bir sistemin sadece “inşa” olduğunu itiraf etti insan. Sonra vazgeçti hakikate olan “aşkından” ve “arayışından”, “simülasyonlara” hapsetti kendini. Kendi içinde “aklını yitirdi”. Yapayalnızdı insanoğlu koca “evrende” ve taşıyamadı omuzları bu yükün ağırlığını; çölde bir “serap” görmüş gibi koşup durdu “aydınlığın” ve “hakikatin” peşinden. Bunca çaba ve emekten öylesine kolay mı vazgeçeceğiz, “yaşamı reddederek”? Gerçeğin büyük “çölü” içinde kaybolmuş olup yitip gitmek insanların “şanına” ve “kaderine” yakışır bir son mudur? Peki son bir kez daha ayağa kalkmak için yeni bir serap mı gerekiyor bizlere? Yoksa artık “büyümemiz” ve “yaşamı onaylamamız” mı gerekiyor? Söyleyin dostlarım!


Uçsuz bucaksız bu çölde yolunu kaybetmiş insanlara karşı söyleyin: Şimdi ne yapmalı ve nereye gitmeli? Arıyoruz ama bulamıyoruz. Sanki artık “bulma umudumuzu” da kaybediyoruz. Peki neden olduğumuz yerde durup “bulmak yerine” kendimiz inşa etmiyoruz ki? Hakikati aramak yerine neden “hakikatin kendisi olmak” yolunu seçmiyoruz ki? Belki de on binlerce yıl peşinden koştuğumuz şey “kendimizdik”. Durup bunu görebilecek bir fırsatımız olmuş muydu acaba? Gerçeğin büyük çölünde seraplar içerisinde kaybolmuşken arayıp durduğumuz şey “bizler” olabilir miydik? Ne diyorsunuz bu işe dostlarım? “Gerçeğin kendisi” insan olabilir mi?


Araştırmacı-Yazar

Mehmet Hüseyin Arslan




Yorum Gönder

0 Yorumlar

Yorum Gönder (0)
3/related/default