| Yazı Sistemi | Ara Metinler Yazı Sistematiği |
|---|---|
| Yazarlık Yöntemi | Oluş Yazarlığı |
| Felsefi Fonksiyon | Oluş Hali |
| Tür | Köşe Yazısı |
| Seri | Köşe Yazıları |
| Multimedya |
🎧 Podcast: yok ▶️ Video: yok 🧠 Zihin Haritası: var 📄 PDF: yok |
| Üretim / Revizyon | 13 Ocak 2026 / - |
| Alıntı |
Alıntı: — |
Eşrefi mahlukattır insan, evet. Tüm canlılara, hatta doğanın kendisine bile göz kulak olabilecek yeteneği ve potansiyeli olduğu için böyledir bu. Eğer böyle olmayacaksa neye yarar tüm bu bilim, felsefe, sanat, edebiyat ve düşünce? İdrak kapasitesi en yüksek olan ve anlam yaratma ufku sınırsız olan bir canlı türü, konuşamayan, anlama ve idrak edebilme kapasitesi sınırlı olan varlıkların gözeticisi olmalıdır. İşte bu yüzden eşrefi mahluktur. Bir çocuğun korktuğunda, anlayamadığında ve çözemedigi bir durum karşısında başvurduğu ebeveynleri gibi, hayvanların bizden yardım istediğine kaç defa şahit olduk. En yırtıcısından, en savunmasızına kadar bu canlıların başları derde girdiğinde, çevresindeki süper canlı olan ve doğanın en nadir yaratıklarından biri olan insana koşmasından doğal ne olabilirdi ki? Bu potansiyele sahip olan insan türü, gelecekte belki de tüm kozmosa göz kulak olacak. Artık büyümeliyiz ve varoluşun kendisine olan borcumuzu tüm varlığa ebeveynlik yaparak ödemeliyiz.
Dünyamızı kirletiyoruz, çevreyi tahrip ediyor ve hâlâ diğer canlıların etinden ve kanından besleniyoruz. İlkel zamanların gereksinimleri olan bu durumlara artık ihtiyacımız kaldığına gerçekten inanıyor musunuz? Çünkü bunu tersine çevirebilecek teknolojik altyapımız, bilimimiz ve anlamlı kılacak felsefi altyapımız var. Bir anlamın peşinde koşmak, evrimimiz boyunca bizi neredeyse tüm doğanın kendisine hâkim kılabilecek bir pozisyona getirmişken, bugün bu anlam arayışı bizi nihilizmin derin karanlığına doğru sürükleyerek belki de bir yok oluşa götürüyor. Anlam aramanın eşiğinden, anlamın kendisi olma eşiğine geçmeliyiz artık. Varoluşun kendisine bunu borçlu değil miyiz? Tüm tarihimiz boyunca bizden üstün bir varlığa tapınma ihtiyacı duymuş ve bu ihtiyaç sayesinde hayatta kalmış iken, şimdi arayıp bulamadığımız ve aslında tüm yolculuğumuzun derin ve karanlık bir anlamsızlık içerisindeki yanılsama olduğu kanısı yüzünden varoluşun kendisine ihanet mi edeceğiz? Neden insanlık, tarih boyunca aradığı ve duyduğu ihtiyacın bir yanılsama olduğu gerekçesi ile karanlığı kabul etsin ki?
Neden aradığımız ve ihtiyaç duyduğumuz şeyin diğer canlılar için de geçerli olduğunu göz ardı ederek, varoluşun kendisine vermiş olduğu armağana ve canlılığa ihanet etsin ki? İdrak edebilme ve anlamlandırabilme yeteneğimiz sayesinde doğadaki üstün varlık konumuna gelmiş iken, arayıp da bulamadığı şeyin yerini alarak varoluşa hizmet etmesi doğrusu borcunu ödemenin bir yolu olacaktır. Anlam arayıp duruyor ve bulamıyordunuz; işte size anlam. İşte size anlamın kendisi olma fırsatı. İşte size hakikate en yakın şey. İşte size tanrısal bilince en yakın şey. Çoban krallar artık çoban kozmonotlar olmalı. Bu, insanın içindeki bir potansiyel ve gelecekte gerçekleşmesi mümkün gözüken bir ihtimaldir. Eşrefi mahlukat artık hadimul mahlukat olmalı. Doğanın kendisi bizi anlam arayışı ile yaşamda tutmuşken, şimdi biz anlamın kendisi olarak doğayı yaşamda tutmalıyız.
Araştırmacı-Yazar
Mehmet Hüseyin Arslan

