Gerçeğin Büyük Çölündeki Vaha

Mehmet Hüseyin Arslan
0
Yazı Sistemi  Ara Metinler Yazı Sistematiği
Yazarlık Yöntemi  Oluş Yazarlığı
Felsefi Fonksiyon Oluş Hali
Tür  Köşe Yazısı
Seri Köşe Yazıları
Multimedya 🎧 Podcast: yok
▶️ Video:  yok 
🧠 Zihin Haritası: var
📄 PDF: yok
Üretim / Revizyon 19 Ocak 2026 / -
Alıntı
Alıntı: —


Bir düş görüyorum; sanki uzaklarda, bir diyarda, “insanlık” mutlu ve huzurlu. İnsanca deneyimliyorlar her şeyi. Ben de bilmiyorum bu “insanca deneyimlemek” ne demek. Söylesene dost; neydi sahi “insan olmak”, “insanca deneyimlemek” ve hiç bitmeyen, uzaklardaki bir “olgunluk çağına” duyduğumuz bu bitmek tükenmek bilmeyen istek ve arzu? Sanki bir çölde susuz kalmış bir bedevinin seraplar içerisinde görmüş olduğu “vaha” gibiydi belki de bu uzak diyarda ki “altın çağ”. İnsanın insana “tahakküm” kurmadığı ve vahşice “mücadele” etmek zorunda kalmadığı o “altın çağ”… İnsan olmanın tam manasıyla deneyimlenebildiği bir “altın çağ”. Sahi, “insan” mıyız şu an; yoksa “insanlık ideali ve hayvanlar arasında bir yerde olan bir beşer miyiz?” Kırlarda koşuyor ruhum, özgürce; “altın çağın” altın rengi şafağı sökerken. Bir “şarap tadı” gibi hoş geliyor bu sözler. Ama bunların hepsi bir “yanılsama”. Hepsi “gerçeğin büyük çölündeki bir vaha”. Gerçekleştirebilir miyiz peki bu gördüğüm düşü? Gerçekleştirebilir miyiz peki “gerçeğin büyük çölündeki bir yanılsama olan bu vahayı”? Çevirebilir mi “beşer” tüm bu çölü bir vahaya? “İnsan” olabilir mi? 


Bir arayış içerisinde olan “hakikat yolcusunun”, olmayan “hakikate” duyduğu ideal bir “saygı” ve “sevgi” gibi; yarınlara olan bu “özlemi” dindirebilir mi “bilim”, “felsefe” ve “teknoloji”? Söylesene bize, ey “beşerin hafızası tarih”; sence mümkün mü bu düş? Bir düş nasıl “gerçekliğe” dönüşür ki? “Kinli” olan nasıl “sevgiyle” buluşabilir ve “nefret”, “iyilik” karşısında nasıl yenilebilir? “Karanlığın” içerisinden “şafak” nasıl söker? “Ateş” ve “barutun” içerisinden temerküz edecek olan şey gerçekten “saf”, “masum”, “temiz” ve “iyi” olabilir mi? Bir kere “karanlığa” düşen “saflık” artık nasıl temizlenebilir? Cevabını bilmediğiniz ama görebildiğiniz şeyler oldu mu hiç? Peki, cevabını bilmediğiniz ama görebildiğiniz şeylerin “gerçekliğinden” nasıl emin olabildiniz? “İnsanlık” denilen şey boşa bir “beyhude”den mi ibaret, yoksa “beşerin” ulaşamayacağı kadar uzak bir yerde konumlanmış olan bir “ideal” mi? 


Daha ne kadar vakit geçmesi gerekiyor tüm bu soruların cevabını öğrenebilmek için? Kaç düş görmek gerekir bir düşü gerçek kılabilmek için? Kaç kere daha hakikatin yanılsamaları içerisine düşmek gerekir hakikatin kendisi olmak için? Yolunu kaybetmiş bir çocuk ama ebeveyni doğanın kendisi olan bir çocuk… Bu yüzden mi acıyla, göz yaşıyla ve kederle öğreniyor büyümeyi? Hiç var olmaması gerektiği ile var olması gerektiği arasında ince bir çizgi üzerinde giden bir çocuk. Karanlığın içerisinden aydınlığı, saflığı, masumiyeti ve iyiliği getirecek olan yine kendisidir belki de; kim bilebilir? Gördüğümüz düşleri gerçekleştirmek için aşkın bir anlam aramak yerine, anlamın kendisi olmak ve düşü gören kişinin o düşü gerçekleştirmesi daha makul gelmiyor mu kulağa? Söyle o halde dost; bir düşü gerçekleştirmek için kaç düş görmek gerekir? Bir kitabı yazmak için kaç sayfayı yeniden ve yeniden yazmak lazım? Hepsi bir düş işte; ama gerçekleşmesi bize bağlı olan, uzaklardaki bir diyarda olan “altın” bir düş.


Araştırmacı-Yazar

Mehmet Hüseyin Arslan



Yorum Gönder

0 Yorumlar

Yorum Gönder (0)
3/related/default