| Yazı Sistemi | Ara Metinler Yazı Sistematiği |
|---|---|
| Yazarlık Yöntemi | Oluş Yazarlığı |
| Felsefi Fonksiyon | Oluş Hali |
| Tür | Köşe Yazısı |
| Seri | Köşe Yazıları |
| Multimedya |
🎧 Podcast: yok ▶️ Video: yok 🧠 Zihin Haritası: var 📄 PDF: yok |
| Üretim / Revizyon | 19 Ocak 2026 / - |
| Alıntı |
Alıntı: — |
Yazmaya başlamadan önce çekiniyor ve “korkuyordum.” Akademi temelli bir eğitimim, “düşünür kimliğimin” saçmalamaya karşı “sıfır toleransı” ve hata yapabilme riskini göze alıp almamak gibi düşüncelerim vardı. Blogumu açmadan önce çevremdeki pek çok kişiye bir şeyler yapabilmek için tekliflerde bulunmuştum. Ama her defasında harekete geçmekten korkan ve imtina edenler tarafından “yarı yolda bırakılmıştım.” İlk araştırma eserimden sonra ilk fikri eserlerimi yayımlamış ve yine çevremdekilere bir teklif götürmüştüm. Tabii ki yine burada da yarı yolda bırakılmış ve beraber iş yapabileceğim ve projelere girişebileceğim kimseleri bulamamıştım. Şuan dönüp geriye baktığımda belki de böylesinin hakkımda daha “hayırlı” bir iş olmuş olacağını düşünüyorum. Artık buna “kader” mi denir, yoksa her defasında yarı yolda bırakılmış olan birinin başkaları ile yol yürümekten vazgeçip kendi yolunu tek başına kendisinin çizmesi mi denir, bilmiyorum. Henüz “yolun başında” olsam da şimdiden bir çok araştırma ve yazı fikrim var. Bunların hepsi ile tek başıma yüzleşmek beni hem bir anlamda zaman içerisinde olgunlaştırıyor, hem de tek başıma yapmak zorunda kaldığım şeyleri öğrenirken diğerlerine de öğretme ve açtığım yolun izlenebilir olmasına yönelik birtakım işlere girişiyorum.
Belki de en yaratıcı çözümler, baskı altında ve en çaresiz anlarda ortaya çıkıyordur. Beraber iş tutacak kimseleri bulamamış ve her defasında yüz üstü bırakılmış olsam da bugün başkalarının kullanabileceği yöntemler ve teknikler geliştirme aşamasında ilerliyorum. Bu, en azından tek başıma çıkmış olduğum bu “yolculuğun” zamandan bağımsız bir şekilde izlenebilmesini ve takip edilebilmesini mümkün kılacaktır diye düşünüyorum. Evet, ilk başlarda çekiniyordum ve diğerlerini de çekindikleri için belki suçlayamam; netice de benim de aynı kaygıları taşıdığım ortadaydı. Ama ilk adımı atabilmek ve harekete geçebilmek cesaretini gösterip bugün dönüp geriye baktığımda bunun beni mutlu eden doğru bir şey olduğunu görüyorum. Evet, hala yanlış yapmaktan çekiniyorum, ancak hayatın kendisi de düşe kalka öğrendiğimiz ve büyüdüğümüz bir serüven değil midir?
Henüz yürünecek çok daha uzun yollar var ve ben devam etmekten, pes etmemekten, mücadele ederek çabalamaktan her zaman olduğundan daha fazla zevk alıyorum. Zaten yaşamın tadı ve lezzeti, mücadele edebilmekten geçmiyor muydu? Bu yolculuğu bir başka açıdan güzel ve ileride değerli kılacak en önemli ölçütlerden birisi ise diğerlerine ilham olabilmek olacak. Sanki sadece kendi kendini gerçekleştirmek değil, diğerlerinin de kendi kendini gerçekleştirebilmesine yardımcı olmak gibi “asilce” bir hareket. Umuyorum ki gerçekten bir gün öyle olur. Ve umuyorum ki bir gün tarihin bu anında yazmış olduğum bu satırları okuyan herkes, bir gün bu mücadelenin tanıkları ve buradan muharriklenecek olanları olur. Yaşamın şu kısacık serüveni içerisinde insan doğası gereği yalnız kalmak istemiyor. Belki de bu yüzden çıkmış olduğum yolun izlenebilir olmasını istiyorumdur, bilmiyorum. Belki de tüm bu durum, sadece “unutulmamak isteğinden” kaynaklanıyordur. Günün birinde birilerinin zihninde yankılanacak olmak ve satırlar arasında düşüncelerinin dolaşacak olması, bir nebze de olsun sonrasının belirsizliği içerisinde tutunacak yaşamsal bir çabadır belki. Ne diyelim o halde, her şeyin hayırlısı olsun ve çabalayan herkesin bir gün emeğinin karşılığını alması dileği ile yürümekten korkan ama vazgeçmeyenlere selam olsun.
Araştırmacı-Yazar
Mehmet Hüseyin Arslan

