| Yazı Sistemi | Ara Metinler Yazı Sistematiği |
|---|---|
| Yazarlık Yöntemi | Oluş Yazarlığı |
| Felsefi Fonksiyon | Oluş Hali |
| Tür | Köşe Yazısı |
| Seri | Köşe Yazıları |
| Multimedya |
🎧 Podcast: yok ▶️ Video: yok 🧠 Zihin Haritası: yok 📄 PDF: yok |
| Üretim / Revizyon | 18 Şubat 2026 / - |
| Alıntı |
Alıntı: — |
Birtakım kimseler tarafından "hüseyni mücadele" diye bir kavram ortaya atılmış durumda. Muhibbanı oldukları siyasi rejimin ya da ülkenin "hüseyni mücadele" yürüttüğünü savunuyorlar bu kavramla. "Hüseyni mücadele"; kötücül bir ortamda "hakikati" savunan, "mazlumların" yanında olan ve tüm bunların "hamisi" olunan bir düzene denk geliyor. Aslında ilk başta baktığımızda, evet; oldukça mümkün, güzel ve anlamlı bir düşünce olarak karşımıza bu kavram ve bakış açısı çıkıyor. Fakat şöyle bir durum var ki, üzerine iyice düşünmemiz gerekiyor: "Hakikatin" kendisi "reel politik" içerisinde ortaya çıkabilir mi? Bu, üzerine tartışılması gereken ciddi bir mesele. "Hakikatin" kendisi "reel politik" içerisinde ortaya çıkabilir mi? "Reel politik" denilen şey; siyasi organizasyonların, kurumların, grupların ve kişilerin değerlerinden, kültürlerinden ve hatta bazen inançlarından dahi tavizler ve ödünler verebilmesini sağlayan bir şeydir.
Peki, böylesi bir ortam içerisinde "hüseyni mücadele" verdiğini söyleyen siyasi bir organizasyon; yayılmak istediği ve nüfuz alanı altına almak istediği ve bir ölçüde de bunu başarabildiği ülkelerde, kendisinden olmayan mezhepteki insanlara karşı "katliama" girişir mi? Yanı başındaki komşu ülke işgal edilirken, “biz bu işgali kolaylaştırdık fakat daha sonra küresel güç odakları bize ihanet etti” der mi? Komşu ülkede "ifsat edici" ve "iç karıştırıcı" şeylere girişir mi? Tabii ki burada, kendi düşüncelerini, kendi rejimini ithal etmek ve bulunmuş olduğu bölgede kendi "stratejilerini" geliştirmek gibi birtakım uygulamalara gidilecektir. Bunu anlayabilirim ve bu husus için pek bir şey söylemek istemiyorum. Ancak şunu gerçekten merak ediyorum ki; "reel politiğin" içerisinde kavramsallaştırdıkları "hüseyni mücadele" gerçekten verilebilir mi? "Hakikatin" aslına uygun bir şekilde siyaset yürütebilmek mümkün müdür?
Görebildiğim kadarıyla bu pek mümkün durmuyor ve buna rağmen herkes kendisini "hakikatin kılıcı" ilan ettiği için tüm "kirli politikalar" ve "katliamlar", büyük hedef ve o meşhur "iyilik" için meşru kılınıyor. Batılılar için "Demokles’in kılıcı" diye bir tabir kullanıyorlar, evet; lakin Doğulular için de bu durum "hakikatin kılıcı" olarak ifade edilmelidir diye düşünüyorum. Siyaset gereği ve kendi "emperyal ajandalarına" uygun bir şekilde bölgede birtakım oluşumlara yardımlarda bulunan, "güç kazanmak" ve "iktidar sürdürmek" gibi istekler ve hırslar ile yola çıkan bir siyasal rejimin "hüseyni bir mücadele" yürüttüğü gerçekten söylenebilir mi? Eğer gerçekten "hakikatin kılıcı" olsalardı, elbette ki bu böyle olabilirdi. Fakat kimin "hakikatin kılıcı" olduğuna, kimin gerçekten "hüseyni bir mücadele" verdiğine nasıl ve kim karar verecek? Bu husus için aramızda kim olacak? "Hüseyni bir mücadele" verdiğini iddia edenlerin gitmiş oldukları topraklarda ve ülkelerde "yezitleşmesini" nereye koyacağız ve bunları nasıl değerlendireceğiz?
Araştırmacı-Yazar
Mehmet Hüseyin Arslan

