Primatların çiftleşme öncesi
“kurlaşmalarının” ritüelistik bir havaya büründüğü
“modern gomorra’nın”
“dijital sodom”unun
“objeleşmiş bireyleri”,
insan olmaktan çıkmış
ve tamamen “hayvanlığa” teslim olmuş
sürünün “şehvetperest putperestleri”.
Alıyor ağızlarına utanmadan
“kutsalı”,
“hakikati”
ve artık kendilerine namahrem olan
“mahrem düşünceleri”.
Ve böylece “kirletiyorlar”
o pis ruhları ile
gerçekliğin “yalın hakikatlerini”.
Bir “sirk hokkabazının” gösterisine dönüşüyor
“anlamın” kendisi
ve alkışlıyor her defasında bu “günahı”
sürünün “sığ düşüncesi”.
Yoksa bir farkı insan ile “hayvanın”;
ne için yaşamalı “gürbüz mücadeleleri”,
“deneyimin öznesi”?
“Arayışın öznesi” olmalı
“deneyimi” deneyimleyenin “deneyimi”.
Biçare hâle geldi “insanın tabiatı”,
tabiat zannettiği tabiatın,
“tabiatında”.
Gitmeli o hâlde uzun bir yolun ufkunda
“sonsuzluğun bağrına”.
Tadında bırakmalı insan
“hayvani tadımları”,
iğdiş olmadan “insanlığın” kendisi.
Yoksa düçar kalacak
“medeniyetin efendisi”.
Yitip gidecek
“hermesin nefesi”.
Düzene oturtmalı herkesi
“hakikatin meselesi”.
Açılsın o hâlde
“gerçekliğin kesesi”.
Budur işte
“hastalığın felsefesi”.
Araştırmacı-Yazar
Mehmet Hüseyin Arslan