| Yazı Sistemi | Ara Metinler Yazı Sistematiği |
|---|---|
| Yazarlık Yöntemi | Oluş Yazarlığı |
| Felsefi Fonksiyon | Oluş Hali |
| Tür | Köşe Yazısı |
| Seri | Köşe Yazıları |
| Multimedya |
🎧 Podcast: yok ▶️ Video: yok 🧠 Zihin Haritası: var 📄 PDF: yok |
| Üretim / Revizyon | 17 Ocak 2026 / - |
| Alıntı |
Alıntı: — |
Hiç unutmuyorum, pandeminin henüz başlarıydı ve o aralar “New Age öğretileri” ile yeni tanışmaya başlamıştım. Düşünce tarihini araştırmaya, felsefi kişiliğim ve tarihçi olmam dolayısıyla zaten ayrıca bir ilgim vardı ve ilk yayınlamış olduğum kitapta bu konuların tesiriyle mitolojiyle alakalı olmuştu. Elbette bu bağlamda dinler tarihi, her zaman düşünce tarihi ile birlikte benim için tarihin özel alanlarından bir tanesi olmuştur. O dönemler Türkiye'de etkisi henüz yeni yeni ortaya çıkmaya başlayan “New Age”, şu anki takvim yılı olan “2026”'da daha fazla artarak ciddi derecede hissedilmektedir. Burada “Youtube” platformundan çeşitli sosyal medya platformlarına kadar çeşitli mecralarda kendisini “Reiki master”, “metafizik araştırmacı” ilan eden pek çok kişinin yanı sıra, hatta bir ara kendisini “Anunakilerin Kraliçesi” ve olmayan “Nibiru Gezegeninin Yöneticisi” ilan eden bir kadın dahi ortaya çıkmıştı. Tabii ki bir süre boyunca batıdan ithal olarak ülkemize gelen bu öğretiler ve kavramların kökenlerini araştırmak için yabancı internet kaynaklarında araştırma yapmaya başladım. Ve bu araştırmalar sonunda çok ilginç bir örüntüye rastladığımı ifade etmek istiyorum.
Rastlamış olduğum bu örüntü İsa'dan, Krişna'ya ve Buda'ya kadar olan pek çok önemli dini figür ile diğer bazı önemli tarihi şahsiyetlerin, hemen hemen aynı varlıkların farklı formlardaki “avatarları” olduğunu söyleyen bir tabloydu. Ve yine bunlar kendi içerisinde ayrılarak tarihsel süreçteki kişiliklerle ilişkilendiriliyordu. Burada dikkatimi çeken şey, neredeyse tüm doğu ve batı düşüncelerini kapsayacak bir şekilde dinler tarihini ele alan bu “New Age öğretisi”nin, Hazreti Muhammed hakkında neredeyse hiçbir şey söylemiyor oluşuydu. Bu oldukça ilgimi çekmişti. Neticede konu imandan ve hangi inanca mensup olduğunuzdan bağımsız olarak ele alındığında, yetişmiş olduğunuz kültür çerçevesi içerisinden kaynaklı olarak kendi kültürünüzden aşina olduğunuz simaları ve kişilikleri böylesine kapsayıcı olduğunu söyleyen bir öğretiyle karşılaştığınızda, ister istemez tanıdık ve bilindik kişilikleri de arıyorsunuz. Burada hiç unutamadığım asıl olaylardan bir diğeri ise bu öğretilerden etkilenmiş olan tanıştığım bir kişiyle ilgili yapmış olduğum konuşma içerisinde, “İsa Mesih'in ruhu beni korusun” tarzında sıkıştığı ve korktuğu anlarda dua ettiğini söylemesiydi. Kendisine “Hz. Muhammed hakkında ne düşünüyorsun?” diye sorduğumda, onun “karanlık bir ruh” olduğunu söylemişti. Gerekçe ve sebep bir yana, mantıklı bir varsayım bile ortada yok iken bu yargıya varılmıştı. Bu iddiasının tüm dayanağı ise yalnızca öyle hissetmesinden kaynaklanıyordu. Orta Çağlarda batıdaki Hazreti Muhammed algısı, genellikle “sahte peygamber” ve “deccal” ile ilişkilendirilirdi ve “New Age öğretisi”nin ortaya çıkmış olduğu bu sıralarda ise genel durum pek değişmiş gibi gözükmemektedir. Fakat yine araştırmalarım sırasında bir bölgede, kendinin Hazreti Muhammed'in şu anki enkarnasyonu olduğunu iddia eden bir “New Age Tarikat Lideri”ne de rastladığımı da ayrıca belirtmek isterim. Doğrusu bu oldukça ilgi çekici bir deneyimdi benim için. Evrensel olarak neredeyse tüm dinleri ve görüşleri kapsadığını söyleyen bir düşüncenin, İslamiyeti tamamen dışlaması ve batının klasik ve yerleşik algılarından biri olan Hz. Muhammed'i karanlık biri olarak görme geleneği, “New Age” içerisinde de sürüyordu. Şu an durum tam olarak hangi yöne evrilmiştir bilemem ama ülkemizde de “New Age” ile İslamiyetin düşüncelerini birleştirmeye çalışan oldukça yeni tarikatımsı yapılar mevcut hale gelmeye başladı.
Bu yapılar içerisinde, uzaylılar tarafından bir gece evden alındığına ve çeşitli operasyonlar geçirdikten sonra “spermlerinin ya da yumurtalarının alındığını” ve başka uzaylı insan melezi varlıkların kendilerinden döllendiğini iddia eden kimseler bulunmaktadır. Tabii ki bu tarikatımsı yapıların odağında olan genel kitle ise, gördüğüm kadarıyla ev hanımlarından oluşuyor. Hepimizin evinde televizyon olduğu gibi, bu televizyonlar içerisinden “YouTube”ye ulaşmak ve buradan herhangi bir video izlemek oldukça kolay bir durum haline gelmiştir. Bu platformu yoğun olarak kullanan bu yapılar, çeşitli kanallar aracılığıyla bu öğretiyi günümüzde yaymaya devam ediyor. “İnstagram” ise öğretinin yayılması için yoğun olarak kullanılan bir diğer platformdur.
Araştırmacı-Yazar
Mehmet Hüseyin Arslan

